Emekli - Otomotiv Sektöründe Bir Duayen

Emekli - Otomotiv Sektöründe Bir Duayen Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Emekli - Otomotiv Sektöründe Bir Duayen, Istanbul.

OyakYatırım, Şekeryatırım, Turkishyatırım'ın vurdumduymazlıkları...
21/02/2021

OyakYatırım, Şekeryatırım, Turkishyatırım'ın vurdumduymazlıkları...

14/09/2018

Ülkemizdeki Hazin İş Hayatı…

Çalıştığı sektörde DUAYEN olmuş bir kişi olarak şu gerçeği takdirlerinize sunmak istiyorum. Özellikle ülkemizde iş yaşamını çok iyi bilenlerden biriyim. Her ortamda bu konu hakkında herkesle altını da doldurmak kaydı ile seviyeli olarak tartışabilirim. Ülkemizdeki iş hayatı için geçerli en büyük sorun maalesef sınırlarımız içerisinde gerçek anlamda ne işadamı, ne tüccar ve ne de sanayici bulunmamasıdır. Yalnızca ülkemizde iş hayatı içerisinde çok bol miktarda PATRON ve PATRONCUKLAR vardır. Onların hâkimiyetindeki iş hayatında profesyonellik yoktur. Duayen ve profesyonel yöneticilerle çalışmak için alt yapıya sahip değillerdir. İş yerlerinde ekip çalışması yoktur. Ancak ağızlarından ekip çalışması ve çalışanına çok değer verdiği masallarını hiç düşürmezler. Kendi sektörlerindeki rakipleri ile birlikte gerektiğinde örgütlenerek çalışanlarından ayrılanlara karşı; o sektörde iş bulamasın ve çalışmasın diye de ortak centilmenlik (!) antlaşmasından da geri kalmazlar. Ahde vefa diye bir şeyi bilmezler menfaatleri söz konusu olduğunda yanlarında çok uzun yıllar hizmet vermiş personeli bile bir anda kapının önüne koymaktan asla çekinmezler. Memnun olmadıkları personelini özellikle tazminat ödemeden işten çıkarmak için gerekirse onlara mobbing (yıpratma, gizli baskı) uygulamasını bile göz kırpmadan yaparlar. Onlar yalnızca, goygoyculuğu, yağcılığı, ispiyonculuğu ve dalkavukluğu severler. İş yerlerinde çalıştırdıkları personel içerisinden en çok paspas ve tuvalet kâğıdı karakter yapısında olanlarını çok tutarlar. Asistanları ile aşk hayatı yaşarlar. Üst yönetime (Maaşlı Çalışan) hiç bir zaman güvenmezler. Aile şirketi mantığı ile iş yerlerini yönetirler. Şirket ve firmalarında hiç bir şekilde kurumsallık yoktur. Firmalarında AR-GE çalışmasına yeterli kaynak ayırmazlar ancak kendilerinden üstün ve önde olan rakiplerinin ürünlerinden satın alarak AR-GE departmanlarında ürünü parçalatıp inceleyerek teknolojiyi takip etmeye çalışırlar. Rekabetten uzaktırlar. Devletten katkı payını büyük alabilmek için yaptıkları ihracatı faturalarda şişik gösterirler ancak ithalat yaptıklarında da vergiyi az verebilmek için düşük gösterirler. Rakam ve söz cambazlığını çok iyi bilirler. Övündükleri ihracatı karşılayabilmek için en az %60 ila %70 arası ithalattan da kaçınmazlar. Büyük oranda ithalata sırtını dayamış bir sanayi ne kadar sağlıklı bir yapı teşkil eder onu bile düşünmeyip geldikleri noktada sanayi ile övünürler. Üretim diye övündüklerinin aslında montajdan başka bir şey olmadığını çok iyi bilirler. Büyük ihalelerde; ihaleye katılacak olan diğer firmalarla gizli görüşmeler yaparak, gayri ahlâkî ince (!) pazarlıklar ve çirkin ilişkilerden hiç kaçınmazlar. Şirket ve firmalarında personel turnoverı tavandadır. Müşteri odaklı çalışma söz konusu değildir. Şirket iç kültürü diye bir şeyi asla bilmezler. Yalnızca yıllık bütçede kâra bakarlar. Az da olsa hiçbir şekilde kârı paylaşmazlar. Elde ettikleri kârın büyük kısmını yurt dışına illegal yollarla çıkarıp kara para cenneti olan ülkelerdeki bankalarda şifreli hesaplara yatırırlar. Hiç bir sektörde bir DÜNYA MARKASI yaratamamışlardır. Günlük başarılarla avunurlar. Hele hele İK departmanları yüzünden şirket iç kültürleri mahvolmuş mutsuz çalışanları ile has bel kader yürürler. Çok ucuza çalıştırılan tecrübesiz, kalitesiz, eğitimsiz personel ile büyük hedeflere odaklanan (!) iş hayatı maalesef böyledir. Çalışanına, emekçisine ve tecrübeye ödenen ücretleri bilânçolarında hep fuzuli masraf olarak görürler. İnsana hiç bir zaman yatırım yapmazlar. Ancak binalarına ve demirbaşlarına karşı cimri değillerdir. Zam ayı geldiğinde personele az zam yapabilmek için işlerin kötü gittiği ve kârlarının çok azaldığı numaralarını yapmaktan da hiç kaçınmazlar. Ürünlerini pazarlayabilmek için yazılı ve görsel reklâmlara mecburen bir kaynak aktarmak zorunda kalırlar ancak sosyal projelerde hiçbir zaman yer almazlar. Ülkemizdeki aile şirketlerini incelediğinizde hiç bir sektörde kalıcı başarı peşinde koşmadıklarını net olarak görürsünüz. Yalnızca günü kurtarmaktadırlar. Hele 2.kuşağa geçtiği anda aile şirketinde tökezlenme devri başlamış ve aile fertleri arasında menfaatler çatışması başlamıştır. Çocuklar, damatlar veya gelinlerin oluşturduğu 2.kuşakta artık kaçınılmaz çöküş devri başlamıştır. Dayanabilirlerse 3.kuşağa artık bitmek üzere harabe olmuş bir yapı bırakırlar. Siz ülkemizde hiç 2. veya 3. kuşağa geçmiş aile şirketi olarak sağlam bir yapı gösterebilirmisiniz. Bence gerçek anlamda hiç bir örnek yoktur. Dikkat edin yerine göre herkes işadamı, tüccar ya da sanayicidir. Vergi konusu olduğunda bir tanesini ortada göremezsiniz. Hemen buhar oluverirler. Ülkemizde bir kadın şarkıcı bile vergi sıralamasında 23. sırada veya yarışma programı sunan programcı bile 15. sırada yer alıyorsa boğazda yalılarda oturup son model arabalara binen ve çok lüks bir yaşam süren o fakirlere (!) acımak gerekir. Vergi kaçırırlar. Bol naylon fatura kullanırlar. Yaşadıkları lüks hayatı devlete ödemedikleri o vergilerle sürdürürler. Ailece dışarıda lüks restaurantlarda yenen yemekler, dış ülkelere yapılan gezi amaçlı seyahatler, yıl sonlarında işlerinin sorunsuzca yürümesi için gerekli özel sektördeki veya devlet idarelerinde çalışan işbirlikçilerine verilen maddi veya manevi hediyelerin bile faturalarını firmaları üzerine bir şekilde kestirilip onu bile muhasebeleştirip ödeyecekleri vergiden düşürürler. Bu konuları gündeme taşıdığınızda hemen gocunurlar, rahatsız olurlar ve bu gerçekleri duymak istemezler. Saltanatlarının sürmesi için ya iktidar partisinin yanında yer alırlar veya en azından susarlar. Kendilerine ucu girmedikçe 3 maymunları oynarlar. Kendilerinden hariç ne başkasına nede ülkeye hiçbir katma değer sağlamazlar. Daha çok yazılacak ve söylenecek şeyler vardır. Ancak bu köşeler bu acı gerçeklere yetmez. Şimdilik kaydı ile yukarıdaki acı gerçekleri belirttiğim için çok üzgünüm. Ancak çocuklarımıza ve torunlarımıza iş hayatını tüm gerçekleri ile söyleyip anlatmak zorundayız. Yoksa ileride arkamızdan hiç iyi konuşmayacaklardır. Bilirsiniz ki gerçekler her zaman için ACIDIR...

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Emekli - Otomotiv Sektöründe Bir Duayen posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share